HAFIZ PAŞA GELENEĞİ

HAFIZ PAŞA GELENEĞİ

Direniş çetin ve inatçı. Türk Ordusu zorlanıyor. Devletin, Irak sınırına kadar Batı Kürdistan’ı direnişçilerden temizleme iştahı, Efrin’de kılçık yutmuşa benziyor. Türk egemen sınıflarının bir bölümü, Erdoğan’a Esat’la görüşmeyi öneriyor. Erdoğan yanaşmıyor. Yanaşsa, islamcı yığınların nezdinde “itibar” kaybedecek, yanaşmasa fena halde zorlanacak.
Direniş uzadıkça, devletin güçlükleri ve külfetleri çoğalıyor. Kitleler, direnişçilerle dayanışmak için Efrin’e yürüyor. Dünyanın birçok yerinde Efrin için dayanışma etkinlikleri düzenleniyor. İran, İstilanın bir an önce sonlandırılmasını talep ediyor. Suriye, Türk devletinin Efrin’de batağa saplanmasını içten içe arzuluyor ve direnişçilere destek amacıyla yapılan geçişlere göz yumuyor. Amerika’nın Memniç’ten çekilmeme arzusu güçleniyor. Bir Türk Amerikan çatışmasının şartlarını yaratan Rusya, durumu dikkatle izliyor.
Mevcut durum, Türk Ordusu’nun Efrin’i geçen bunca zamandan sonra tamamen işgal etmesi durumunda bile direnişin işgale karşı devam edeceğini ve Batı Kürdistan’ın boydan boya işgal edilmesi planının ise çok daha imkansız hale geldiğini gösteriyor.
Erdoğan baş komutanlığı oldukça seven bir lidere benziyor ve gelgelelim ki askerlerine ezan okutmayı, toplu halde namaz kıldırmayı ve Kürdistan dağlarında Kürtlerle çatışmayı ziyadesiyle seven Hafız Paşa geleneğinden geliyor. Bin sekiz yüzlerin ilk yarısında Hafız Paşa’nın müşavirliğini yapan Prusya generali Moltke, 40 yıl önce Mamak Cezaevi’nde okuduğum anılarında, yanlış hatırlamıyorsam, Hafız Paşa’nın Nizip Savaşı sırasında askerlerini genel saldırıya geçirmesi gereken kritik bir anda, ‘Mübarek cuma günü harp yapılmasının Şer’an caiz olmadığı’ gerekçesiyle toplu halde secdeye kapandırdığını ve saldırıya uğrayıp Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa karşısında bozguna uğradığını yazıyordu.
İmamlık ile baş komutanlık, anladığım kadarıyla farklı şeylerdir. Rida kıyafetiyle şeytan taşlayan ve sağ eliyle sürekli Rabia işareti veren bir imamı, büyük bir savaşın sevk ve idare merkezine oturtursanız, stratejiyi, taktiği ve kuvvetlerin mevzilenmesini, yönelimini kıbleye doğru yapar. Müttefiklerini ise mensup olduğu mezhebine uygun bir şekilde seçer.
Neyse ki Kürt direnişi gücünü, Erdoğan ve ekibinin ‘deha’sından alıyor. Gazete Patika