İşçi edebiyatı ödülleri sahiplerini buldu

DİSK ve Genel-İş Başkanlarından Abdullah Baştürk adına bu yıl dokuzuncusu düzenlenen “Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülü” sahiplerini buldu. Seçici kurul tarafından seçilen üç eser de birinciliğe layık görülürken, Muzaffer Oruçoğlu, “Grizu - İkinci Mükellefiyet”, Süreyya Köle “Yakası Kürklü Yeşil Parka” ve İbrahim Dizman “Süleyman Çelebi - Emeğe Adanmış Yaşam” eserleriyle kazandıkları ödülleri aldılar.Genel-İş’in eski genel başkanlarından Abdullah Baştürk adına bu yıl dokuzuncusu düzenlenen “Abdullah Baştürk işçi edebiyatı ödülü” sahiplerini buldu. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen törene DİSK, Genel-İş üye ve yöneticileriyle birlikte birçok aydın katıldı.Açılış konuşmasını yapan Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici, Türkiye’nin zor günlerden geçtiğini ifade ederek, son dönemde artan sendika yöneticilerine yönelik tutuklamaları eleştirdi. Sendika yöneticilerinin üyelerin haklarını korumaktan ve taşeronlaşmaya karşı mücadele etmekten başka bir şey yapmadığını ifade eden Ekici, emperyalizme karşı mücadele eden emek ve demokrasi güçlerinin hedef tahtasında olduğunu belirtti.‘HER GİRDİĞİ ORTAM MİTİNG YERİNE DÖNERDİ’Daha sonra konuşan Yönetmen-Senarist Ahmet Soner de aynı zamanda amcası olan Abdullah Baştürk ile olan anılarını paylaştı. Soner, Baştürk’ün ailesine çok bağlı ve çocuklarla iletişiminin çok iyi olduğunu, Baştürk’ün her girdiği ortamı miting yerine dönüştürdüğünü ifade etti. Soner, “SHP’den 10 arkadaşıyla birlikte ayrılan amcam Halkın Emek Partisi’nin kurulması sürecinde bütün gezilerde boynunda ‘gençlere güveniyorum’ yazılı pankartı taşıdı. Ancak ben o pankartı neden taşıdığını sonradan anladım” dedi. Amcasının ölüm haberini Sarıkamış’ta film setinde aldığını ifade eden Soner, cenaze törenini hiç unutamadığını ve aralık ayı olmasına rağmen Teşvikiye Cami’den Zincirlikuyu Mezarlığı’na herkesin sloganlarla Baştürk’ü son yolculuğuna uğurladığını söyledi.Daha sonra Türkiye’de ve dünyadan işçi filmleri örneklerini paylaşan Soner, Türkiye’de 1960 sonrası işçilerin filmlere konu olduğunu, doksan yılda işçilerin hayatını konu alan film sayısının otuzu geçmediğini anlattı.‘İŞÇİ EDEBİYATI OLUMSUZLUKLARI OLUMLADIĞINDA GELİŞECEK’Seçici Kurul adına konuşan Şair-İncelemeci-Felsefeci Vecihi Timuroğlu da yıllardır seçici kurulda yer aldığını, ancak seçtikleri eserlerde yeterince işçi sınıfının savaşkan ruhunu göremediğini ifade etti. Timuroğlu, işçi edebiyatının olumsuzlukları olumladığı zaman gelişeceğini belirtti.  Eski çağlardan günümüze insanlığın tanrılar adına korkutulduğunu belirten Timuroğlu, beklentilerinin korkunun üstesinden gelecek, korku saltanatının yerine savaşmayı anlatacak eserler olduğunu söyledi. Timuroğlu, dinsel korkunun yerine özgürlüğün cesaretini istediklerini vurguladı.‘SANATÇILAR MÜCADELEYE ESERLERİYLE KATKI VERİYOR’DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ise, son yüzyılda işçi sınıfının sadece politik ve ekonomik alanlarda değil, sanat ve kültürel alanlarda etkili olduğunu ifade etti. Görgün, edebiyattan müziğe, tiyatrodan sinemaya, resimden şiire sanatçıların işçi sınıfı mücadelesinden etkilendiğini ve emekçilerin sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesine en güzel katkılarını eserleriyle verdiklerini söyledi.‘ORUÇOĞLU, ŞOLOHOV’UN YERLİ UZANTISI’“Grizu-İkinci Mükellefiyet” adlı eseriyle ödüle layık görülen Muzaffer Oruçoğlu Avusturalya’da yaşadığı ve törene gelemediği için onun yerine ödülü alan yeğeni Ayhan Oruçoğlu’na ödülü şair Ahmet Telli ve DİSK Anadolu Bölge Temsilcisi Kani Beko verdi. Telli, Oruçoğlu’nun yakın tarihin simge ismi, mücadele ve direniş kültürünün kökleşmesinin önemli isimlerinden biri olduğunu söyledi. Grizu romanıyla Oruçoğlu’nun Şolohov’un yerli uzantısı olduğunu ifade eden Telli, “Kitabı okuduğunuzda bunu hissedeceksiniz. Bizlere anlattığı çok şey var” dedi. Telli daha sonra Oruçoğlu’nun gönderdiği mesajı okudu.“Yakası Kürklü Yeşil Parka” romanıyla ödüle layık görülen Süreyya Köle’ye ödülünü Abdullah Baştürk’ün eşi Ayten Baştürk ve Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici verdi. Gecekonduda yaşayan bir işçi ailesinin gündelik olaylara bakışını küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatan Köle, “Küçüklüğümden beri DİSK’i bilirim. DİSK’in açılımını her söylemeyi başardığımda bir ‘aferim’ beklerdim. Bugün bu ödülle DİSK’in elini saçlarımın arasında hissediyorum. Bugün DİSK’in adını tam olarak ve doğru söyleyebildiğimi gördüm” dedi.“Süleyman Çelebi - Emeğe Adanmış Yaşam” eseriyle ödül alan İbrahim Dizman da kimi adların simge adlar olduğunu ve Baştürk’ün isminin de her dönem kendini heyecanlandırdığını söyledi. Ödül töreni verilen kokteyle sona erdi.(Ankara/EVRENSEL)