Ertuğrul Kürkçü İle Söyleşi

Kars Belediyesi ve Anadolu Kültür Işbirligi ile Muzaffer Oruçoğlu’nun Avustralya’dan Anadolu’ya adli resim sergisinin açilşi ile eş zamanlı olarak, Kars Sanat Merkezi’nde Oruçoğlu’nun yol arkadaşı Gazeteci ve Siyaset Bilimcisi Ertuğrul Kürkçü “Sanat ve Siyaset” konulu söyleşi yapti. Kars’in hemşerisi ve Avustralya’da yaşayan ressam Muzaffer Oruçoğlu’nun resim sergisinin açilişina ve Ertuğrul Kürkçü’nün söylesişine Belediye Başkani Naif Alibeyoğlu, davetliler ve vatandaşlar katıldı.  Söyleşi öncesi bir konuşma yapan Belediye Başkani Naif Alibeyoğlu, “Kars’in yetiştirdiği ender insanlardan birisi olan Muzaffer Oruçoğlu’nun Avustralya’dan Anadolu’ya Resim Sergisi ve Gazeteci ve Siyaset Bilimcisi Ertugrul Kürkçü’nün “Sanat ve Siyaset” adli söyleşisi ile Ülkemizin bu iki önemli simasi ile bugün Kars’ta buluşmak bizleri heyecanlandirmiş ve mutlu etmiştir. Bizde belediye olarak birbirleri ile yillarin dostu olan Oruçoglu ve Kürkçü gibi  değerlerimizle Kars Sanat Merkezi’nde buluşmaktan son derece gururlu ve mutluyuz.” Dedi. Gazeteci ve Siyaset Bilimcisi Ertuğrul Kürkçü “Sanat ve Siyaset” konulu söyleşisinin büyük bir bölümünü kendisi ile uzun yillar yol arkadasliği yaptiği Muzaffer Oruçoğlu’na, 68 Kusaği dönemine ve mücadele yillarina ayirdi.  Kürkçü, daha sonra söyleşinse şöyle devam etti. “ Şuan gazetecilik ve habercilik ile ilgileniyorum. On yildan beride yaygin medyanin yanı sıra ve bas alternatif olabilecek habercilik anlayışını gözeten bir iletişim projesi yönetiyorum. Bunun yaninda günlük haber yaptığımız bir web sitesi yayınliyoruz. Yerel gazetecilerin yeni bir habercilik anlayışı edinmeleri için eğitim seminerleri sürdürüyoruz. Bugüne kadar bin yerel gazeteci ile bir araya geldik. Iletisim fakültesi öğrencileri için ve ihmal edilen kesimlerin haklarına ulaşması için bir haber bakışına ulaşmasına yönelik, dünyanın değismesine bir nebzede olsun katkıda bulunmak istiyoruz.  Muzaffer Oruçoğlu ve resim sanati ile ilgili neden ilgileniyorum derseniz? Bu da onun bir parçası. Ben Muzaffer Oruçoğlu’nun dünyaya değistirme çabalarına ta en başından beri onunla yakın arkadaşlık etmiş birisi olarak onu tanıyorum. Onun yaptiklarının da sadece silahla değil fırça ile de dünyayi değistirme çabasına katkıda bulunma çabası olarak gördüğüm için yakından ilgileniyorum. Oruçoğlu ile bizim dostluğumuz çok eski yıllara dayanıyor. Onun dostlarının her birisi mutlaka bu açilışa gelebilirdi ama ben Muzaffer’i Avustralya’da görme fırsatı bulduğum için ve Türkiye’den ayrıldıktan sonrada ilişkilerim devam etti.  Biz gibiler o zaman yenilgiye uğratildik ve ceza evine doldurturduk. Bizim Muzaffer ile arkadaslığımız o dönemlerden başlar. O zaman devrimci olduğumuz için ceza evine konulduk. Türkiye’de Devrimci olup ta ceza evi görmemiş olan çok az kimse vardir. Eğer devrimci iseniz su veya bu şekilde ceza evini bir ziyaret edersiniz. Tabi ki etmemişseniz de devrimci olmadiğiniz anlamına gelmez. Iste bizde Muzaffer ile bu vesile ile bir dostluk bulduk. O zamanlar Muzaffer resim yapan birisi değildi. 1982 yılında bizim yollarımız ayrıldı. Yani ceza evlerimiz değisti. Daha sonra resme başladi ve Avustralya’da yaşamayi tercih etti. Bundan on yil öncede O’nun sergilerini görme ıirsatım oldu.  Şimdi Muzaffer’in resimlerine baktığınızda genel olarak devrimcilerin resimle kurdukları yüzeysel ilginin daha ötesinde bir ilişki kurduklarını görebilirsiniz. Pazusu şişmiş işçiler, cüsseli proleter devrimciler, ellerinde silah koşturan gerillalar, fedailer. Esas olarak resmin  merkezine yerleşmis olan bir siyasi mücadele imgesi görmüyoruz. Fakat yinede bu resimlerde alışılagelmiş olandan başka bir şey var. Dünyaya başka bir yerden baktığını yani alalde bu günkü dünyanin kirlendiği ve başka bir gelecekle bu dünyaya baktığını size hissettiren bir şey var. Bunu da ilgisini yönelttiği yerde görebilirsiniz.” Diyerek söyleşisine devam etti.  Tacettin Durmuş