ANKARA SERGİSİ - AÇILIŞ KONUŞMASI

Ankara’yı son kez, 1986’nın nisanında, 13 yıllık bir cezaevi yaşamından tahliye edilip, kelepçeli bir halde askere götürülürken gördüm. Gezdiğim üç kıtada, hiçbir şehir, iki askerin arasında yürürken seyrettiğim Ankara kadar şirin görünmedi bana. İnsanların kafalarını çevirip bana bakmamış olmalarını bir Ankara inceliği olarak yorumladım ve yıllar sonra bir arkadaşın, ‘o incelikten değil, çok kelepçeli görmekten kaynaklanan bir haleti ruhiyedendir,’ yorumuna da inanmak istemedim.Değerli konuklar,Tümünüzü sergiye olan ilginizden dolayı sevgiyle selamlıyorum. Sevgili arkadaşım Ahmet Telli’ye, serginin düzenlenmesinde emeği geçen tüm arkadaşlara, BABEK YAYIN’a ve Ekin Sanat Merkezi’ne teşekkür ediyorum. Ankara’yı son kez, 1986’nın nisanında, 13 yıllık bir cezaevi yaşamından tahliye edilip, kelepçeli bir halde askere götürülürken gördüm. Gezdiğim üç kıtada, hiçbir şehir, iki askerin arasında yürürken seyrettiğim Ankara kadar şirin görünmedi bana. İnsanların kafalarını çevirip bana bakmamış olmalarını bir Ankara inceliği olarak yorumladım ve yıllar sonra bir arkadaşın, ‘o incelikten değil, çok kelepçeli görmekten kaynaklanan bir haleti ruhiyedendir,’ yorumuna da inanmak istemedim.Gördüğünüz resimler, resim serüvenimin birinci ve ikinci dönemine ait, saf ve yarı-soyut stiller olarak beliriyorlar. Akrilik, yağlıboya, kolaj, okaliptüs reçinesi gibi teknikleri, bazen saf, bazen de iç içe, karışık olarak kullandım. İyimserliğimi, güçlü ve zayıf yanlarımı, ışığa çıkmamış iç kargaşamı, hiçleşme eğilimimi, ciddi ve alaycıl dünyamı, renklerin birbirlerini özümleyen şaşırtıcı diliyle ifade etmeye çalıştım. Benim resim çizme çabam, gerçeklikten kopma, yepyeni bir gerçeklik yaratma, yani resmi birebir yaşama arzumdan kaynaklanıyor. Resim beni, doğanın ve hayvanlar aleminin bilinmeyen ruhuna, kargaşaya ve özgürlük duygusuna taşıyor. Sevgili konuklar,Karınca köresi gibi kaynayan, sürekli tartışan, merak eden, sürünen, sızlanan, dimdik yürüyen, hak talep eden, meydan okuyan bir ülkede, eski ve zengin bir medeniyetler beşiğinde, Asyada ve Avrupada yaşadığınız için şanslısınız. Bu beşikte yaşamak, onun gemişini, uğultusunu duyumsayarak resim çizme şansına sahipsiniz. Koptuğum bu beşiğe geri dönmek, bana bir gün nasip olacaktır. Ben şimdiden bu dönemi, resim serüvenimin üçüncü ve en yetkin dönemi olarak hayal ediyorum. Ve bu güzel hayalimin sıcaklığı, renkleri ve büyüsüyle tümünüzü yeniden selamlıyorum.