SERGİ'DEN HABERLER

 Karşı Sanat Çalışmaları ve BabekYayın tarafından “Avustralya’dan Anadolu”ya Muzaffer Oruçoğlu resim sergisi beklenilenden öte büyük ilgi gördü.1 Ağustos aksam saat 18.00’de açılış kokteyliyle sanatseverlerin beğenisine sunulan birbirinden ilginç 72 tablo ile sergi açılışı yapıldı. Medya’nın da ilgi odağı haline gelen serginin bir diğer önemli özelliği ise Oruçoğlu dört kuşağı yan yana getirmeyi tablolarıyla başardı.Babasıyla birlikte gelen bir çocuk anı defterine aynen şöyle yazıyor “Bir küçük çocuktan bir büyük devrimciye ömrünü mücadeleye adamış bir insanin resimleri karşısında sevinci yasarken bir büyük hüznü ve burukluğu da yaşadık. Bu kadar güzel resimleri yapan adam sergisine gelemiyor. Umarız bir daha ki resim sergisinde büyük devrimci ile birlikte oluruz ve bu ülkenin bu ayıbı da kalkmış olur.”Yüzünü hiç görmediği kendi yeğeniyse “Bilincini yiyen Çin Nadajdali Sarı İbrahim’in tual ustası Ektiyin Tohumunla büyüdük. Tohumların fide vermeye başladı, başlamasına ama sen hala buralarda yoksun. Oysa bir bilesin ki bu ülkenin Senin gibi insanlara bugün ne kadar çok ihtiyacı var’’Bir başka genç ressam bayan “Enfes bir sergi gezdim. Romanlarının derinliklerini fırça darbelerinle tuvale ustaca döktürmüşsün. Hale gurbetlerdesin oysa “hepimizin içinde ayağı kırık bir at var bu atı kim öldürecek acaba” diyerek sözlerini noktalamış. Açılış gününün ardında kalan bu gibi notları uzatmak gereksiz..Serginin açılısını gazeteler “Yasak dinlemeyen resimler Avustralya’dan İstanbul’a geldi”“Kendi sergisine gelemeyen ressam”, “Resmin Muzaffer ressamı Karsi Sanat Galerisinde” ‘Orucoğlu, romanlarından sonra resimleriyle de büyük ilgi odagi oluyor” vb gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.Çocukluğunda Serderoğlu’nun, Ise kişinin hayal ürünü masala dayalı yaşam hikâyeleriyle bilinçaltını dolduran Oruçoğlu, gençlik yıllarında 1968 yılının gençlik önderlerinden birisi oldu. Ömrünün 13 yılını ülkesinin dışarısının içerisinde geçirdikten sonra kendi deyimiyle “orta şiddetli bir tokatlamadan sonra askerlik yemin törenin ardından askere alindim.40 gün sonra bir Deniz’li horozunun ötüşlerindeki renkleri hayal ederek kactim” 20 yılı askındır sürgünde 30’a yakın roman, deneme ve şiir kitaplarının yanı sıra yüzlerce resim ve heykel yapıp dünyanın değişik ülkelerinde 50’ye yakin resim sergisi açtı. 2002 yılında Feriye Sergi Salonun da “Bütün Dünya Evim” isimli sergisinden sonra 1 Ağustos 2007’de Karşı Sanat Çalışmalarında “Avustralya’dan Anadolu’ya” başlığıyla sergi severlerin beğenisine ikinci kez sessizce çıktı. Ama bu defa üzerine serpilmek istenen ölü toprağını elinin tersiyle itekleyerek yoluna devam etmeye başlıyor.13 yıllık hapis yaşamını da eklersek Oruçoğlu 40 yıla yakındır ülkesinin içerisinin dışarısından hep bir buruk hüzünle baktı.Kangurunun kesesinde Anadolu’ya gelen resimler bu kez emektar eşeğin sırtında 7 Eylülden 23 Eylül’e kadar Diyarbakır’a oradan da doğduğu Kafkas şehrine kendi deyimiyle tam bir mozaik olan Kars’a doğru yola çıkıyor.İçerini dışarısından, dışarının içerisinde hep sevenleri okuyanlarıyla birlikte sıcacık bir bağı kurmaya çalışan Oruçoğlu bu gidişle anlaşılan daha sık bir şekilde bizimle olacak. Umarız en kısa zamanda kendisi de sevenleriyle kucaklaşır.