Linç Kültürü/Hüseyin Arslan

Yönünü kontrol edemezseniz, fitilini ateşlediğiniz bombayı alıp kucağınıza bırakıverir devlet. Farkına bile olmazsınız. Yön kontrolü aydınlanmanın, bilincin kumanda etmesi işidir. Bu da kitlenin değil devrimci ilericilerin görevidir.Aksi halde örgütlenmeye, öncüye ihtiyaç olmazdı. Devrimciler nizamdan hele de gericilerin iktidarı koşullarında nizamdan yana olmazlar. Kargaşadan, taşkınlıktan kaçmazlar tersine çelişkilerin kaynaması, taşması için ateş hamallığı yaparlar hatta. Toplumsal olaylarda kitlelerin pasif kalmasındansa aşırı gitmesini tercih eder, hoş görürler. Ama sorunun kaynağı olan hedefe yönlendirilmeyen her öfke döner doğduğu pınarı boğar, hem de kendi sularıyla. Şu kısacık ömrümüzde buna defalarca tanıklık ettik. Ezilen bütün kesimlerin isyan etmesi meşrudur. Devrimciler ilericiler bundan korkmaz, tersine körükler isyanı. Eleştirinin her türü saygıyı hak eder. Ama küfrü, linçi, hakareti, cehaleti kimse hoşgördüremez. 

Tecavüzün, tacizin, işkencenin her türlü pisliğin kaynağı olan devlet, din, eril toplumsal yapı ve binlerce kurumuna dokunmayan ama her seferinde tekil isimler üzerinden devlet ve onun iğrenç aygıtlarını temize çeken ve öfkenin kendi kaynağında boğulmasını sağlayan yönsüzlük en temel sorundur hala. Bu son olayda yine durum bu yöne saptı ve bu her şeyden önce kadınların haklı ve meşru öfkesine saygısızlıktır, yazıktır. 

Yanlış bulup eleştiren arkadaşları tenzih ederim ama, Okuyan okumayan, bilen bilmeyen, sırf bir şey demek için diyenler dahil Oruçoğlu linç ediliyor kaç gündür. Yetmiyor Zafer Yılmaz, Komün TV. hırpalanıyor.  Muzaffer Oruçoğlu'nun savunmaya ihtiyacı yoktur. Onu, türcü, ırkçı, cinsiyetçi, kısacası gericiliğin her türüne karşı harcadığı 70 yıllık hayatının 50 yıldan fazlası olan devrimci hayatı savunuyor zaten. Onlarca kitabı, denemeleri, binlerce yazısı, şiiri, binlerce tablosu, konferanslar, radyo-tv programları, makaleleri savunur kendisini zaten. Eleştiriden de kaçmaz Oruçoğlu tersine eleştirileri kışkırtır, kendisine yönelen eleştirileri geliştirir. Onun gibi komünist bir entellektüel yanlış yapmaz demiyoruz ama kimse Oruçoğlundan kadın düşmanı çıkaramaz. Hele işi iyice abartıp geçmiş politik hasımlıklarını Oruçoğlu ile de sınırlandırmayıp yazdığı gazeteden, televizyona ve yakın durduğu politik kurumlara saldırıya kadar vardıranlar biraz frenleseler iyi olacak. Bunun ne kadınlara, ne emekçi cepheye bir faydasının olmayacağı ayandır zira.