BIRAKALIM MUZO’MUZ KENDİSİ OLSUN!/ Hikmet Kuran


SORUN ORUÇOĞLU’NDA DEĞİL DOSTLAR 
SORUN SİZDE!
Şu paylaştığım linkdeki yazıyı, bir arkadaşımız bana iletti. Arkadaş yazı hakkındaki düşüncelerini duygularını ifade ederek benim fikrimi sormuş. Ben ona fikrimi söyledim ve kendisinin rızasını alarak isim belirtmeden, ikimiz arasında geçen yazışmayı sizlerle paylaşmak istedim.
Oruçoğlu’nun yazısını ve ona iki farklı tepki veren benim ve arkadaşımın düşüncelerini açıktan paylaşmak ihtiyacını neden duydum derseniz açıklayayım.
Ben Oruçoğlunun bir tek Bartın Özeltip’i anlatan romanı dışında başka bir romanını  okumadım.  Son günlerdeki  “taciz” meselesi gündeme gelidiğinde bazı arkadaşlar, Oruçoğlu’nun bazı romanlarının porno olduğunu söyleyerek bana tepkilerini ilettiler. Onlardan bazılarına öyle bir romanını okursam düşüncelerimi hem kendisi hem de sizlerle paylaşacağıma söz dedim.
Önce arkadaşım ile aramızdaki mesajlaşmayı veriyorum.
”Hocam kusuruma bakma bu makaleyi okuyunca cok öfkelendim.lütfen bana izah edermisiniz,bu normal bir fantezi midir?kafam cok karisti nedense,ben dinci seyh ve seyitlerin bu türlü düşüncelerini biliyordum da devrimci önder konumundaki unsurlarin bu yönlü fantazilerine alişamadim.bu yüzden çok öfkeliyim.”
”Değerli can, bizim ergenlik dönemimiz Elazığda geçti. 1960 larda, henüz ne İnternet vardı, ne de porno filimler. Gençlerden biri, bazen eline İtalyan ya da İspanyol porno kitap çevirisi geçirirdi, o kitap derslerde, sıra altlarından, eleden ele dolanırdı. Hatta bir keresinde orta sonda, hoca yakaladı. Kayserili bekar bir öğretmendi belki ilk öğretmenlik yeri Elazığ'dı. O kitabı bizden daha fazla karıştırmıştı. Şimdi Muzo'nun bu porno makalesini okuduğumda aklıma o okuduğumuz romanlar geldi. Muzo o romanlara göre çok daha yetenekli.  Adam porno yazmak istiyor. Kime ne?  Kabahat onda değil; onun iki ayaklı iki elli bir canlı olduğunu göremeyenlerde.  Muzo’yu Allah yapanlarda kabahat. Bırakın adam kendisi olsun, illaha onu Ermiş yapacağız diye uğraşmayın. Sevgiler.”
Romanda cinsellik, çok eski zamanlardan beri vardır. Ayrıca Avrupa’da 20.yüzyılın başından itibaren Polisiye ve Porno romanlar birer roman ekolü olarak ortaya çıktı. 
İnsanda en güçlü duyguları sıralarsak bunlar: Aşk, sevgi, cinsellik, nefret ve öfkedir.  İnsan doğasında bu kadar önemli yeri olan bir duygunun, edebiyata yasıtılması geç kalınmış olsada insanlık için bir zorunluluktu.  Engels, Hegel’de ki gerçekliği değerlendirirken  ”Hegel’de zorunlu olan gerçektir.” der. İnsan doğasında olan herşey zorunluluktur dolayısı ile GERÇEKLİKTİR. Gerçekliğe karşı çıkmak ise gericiliktir. Önemli olan porno yazmak veya yazmamak değil o yazılanda bir sanatsal değer bir incelik bir duyguların tasvirinde o Balzac’da gördüğümüz harukuledelik var mı yok mu. Meseleye böyle yaklaşmaya hazırımısınız? İşte o zaman kendinizi yeniden yaratmış olacaksınız.
Ayrıca bu yazıyı okuduğumda ben, Oruçoğlu’nun bu alanda çok yetenekli olduğunu gördüm. Tebrik ediyorum. Eskiden şiir yazardı, bunlar daha çok didaktik olurdu, pek başarılı bulmazdım. Okuduğum tek romanını, ilk romanı olmasına rağmen başarlı buldum. Ama resimde bir usta, siyaset derseniz hiç anlamaz. Burkay ne kadar anlıyorsa siyasetten, Muzo’da o kadar. Adamlar sanatçı doğmuşlar. Sanatçıdan politikacı olmaz.
Son söz olarak arkadaşa söylediğim sözü tekrarlıyorum. 
 BIRAKALIM MUZO’MUZ  KENDİSİ OLSUN!
2021-01-04 H.Kuran