Biraz Sağduyu Lütfen/ Hüseyin Aktülün

Pazar Günü Komün TV'de yaşananlari hepimiz izledik.
Oruçoğlu'nun kadın sorununa bakışını, kadınların mücadelesine verdiği değer, kadınları özel mülk olarak gören anlayışlara ve kadınları, erkeklerin köleleri haline getiren Evlilik Kurumu'na karşı mücadele eden ve bu konuda toplumda varolan tabuları kırmaya çalışan (devrimciliğini bir yana bırakalım) bir kişi olduğunu ve son günlerde kadına yönelik taciz ve tecavüz olaylarına karşı  gelişen haklı mücadeleyi alkışladığnı, desteklediğini defalarca dile getirdiği halde, konuşmasının seryri içerisinde dile getirdiği bir kelimeyi ele alıp,  karşı olduğumuz yanlış ve çok geri değer yargılarıyla değerlendirip, ona, "suçlu bulundu" yaftası gidirip Linç etmeye kalkmak nasıl bir anlayıştır?
Bu anlayış, neye, kime hizmet eder?
Bu yargısız infaz durumu, kadınların haklı mücadelesine nasıl hizmet edebilir?
Toplumun değer yargılarından hareketle, kılıçlarınızı kuşanıp saldırıya geçmeden önce birkez daha düşünün, lüften!
Bu, kadınların haklı mücadelesine hizmet etmediği gibi, gerçek tacizcilerin ve kadın düşmanlarının durumdan yararlanmalarına hizmet eder.
Gerçek dostlarını da harcamış olur.
Böylece "Taciz", "Tecavuz" ve "Kadın Düşmanlığı" gibi kavramlar da gerçek anlamlarından koparılmış olur.
Kendi gerçek yüzlerini gizleyebilmek için birçok insan, bu Linç olayını fırsat bilerek, oldukça provakativ bir dil kullanarak Oruçoğlu'na saldırmakta olduklarını görüyoruz. Söz konusu insanlar, Oruçoğlu'nu uzun zamandan beri tanıyor olmalarına rağmen, neden bugüne kadar onun bir "tacizci", bir "kadın düşmanı" olduğunu dile getirmediler?
Neden haklı temellerde gelişen  Kadın Mücadelesi'ni bu alana çekmek istiyorlar?
Lütfen konuyu, kullanılan bir kelimeyi, farklı anlamlar yükleyerek; "aha yakaladık", "onun bir kadın düşmanı olduğunu zaten biliyorduk" gibi biraz afaki olarak oluşturulan yargılarla kişiye bir Yafta takmak yerine, tam da bu noktada yani "onun bir kadın düşmanı olduğu" konusunda sizleri  yanıltmadığı" gibi bir düşünce oluştu ise, neden bugüne kadar gündeme getirmediniz? Eğer sizde oluşan Yargı o anlık ise, kendinizi sorgulamanız gerekir.
Diğer önemli bir nokta: bu hareketin sağlıklı bir zeminde  çoğalarak, güçlenerek gelişebilmesi için bazı kavramların da netleştirilmesi gerekir.
Hangi söylemlerin, hangi davranışların "Taciz" ve "Tecavuz" olduğu, olabileceği konularında netleşmeye ihtiyaç olduğunu da görmemiz lazim!..
Öte yandan,  Muzaffer  Oruçoğlu'nun ve hepimizin eleştirilmesi gereken pekçok hataları, eksiklikleri, zaafları vardır elbette.
Muzaffer Oruçoğlu kendisi de bunu, defalarca dile getirdi zaten.
Fakat yanlış olan, Oruçoğlu'nun aşağıda dile getirdiği düşüncelerini, toplumlardaki en geri anlayışların  "Namus" diye başlarımıza geçirdiği "Deli Gömleği"nin ölçü ve kıstaslarına göre yargılamaya kalkarsak,  Ondan, "Tacizci", "Tecavüzcü", "Kadın Düşmanı", "Bunamış Sapık" bile çıkarmak mümkün.
Ancak, haklı ve doğru bir temelde gelışmek isteyen bir hareket, bir Kadın Hareketi'nin ölçüsü bu değildir, olmaması gerekir.
Bir haksızlığa, binlerce yıllara dayanan derin ve oldukça karmaşık bir haksızlığa karşı çıkan bir hareket, başka haksızlıklara, başka mağduriyetlere meydan vermemesi ve kendisini Linç eden toplumun değer yargılarından kurtulmaya çalışırken, başkalarını, haksız yere, Linç etmemelidir.
Yorumculardan biri de, Oruçoğlu'nun; "Hayatım onları öpmeyle geçti" cümlesini alıp "vay bunak herif, bu adam Grup Sex yapıyor" diye yorum yapabiliyor.
Yani  ölçüyü bir kaçırırsanız, işin nerelere varabilceğini kestiremezsiniz.
Dolayısıyla haklı bir mücadele,  haklı bir hareket mecrasından çıkar ve başka değerleri tahrip etmeye başlar. Işte asıl tehlike o zaman başlar.
Onun için bu gibi "Provakativ Çikişlar"a meydan vermeyelim, lüften !..

Saygılar, sevgiler...

15.12.2020