Sorun Oruçoğlu Değil/ Tüncay Özdemir

Mesele elbette Oruçoğlu değil. Mesele bir zihniyet dünyasını sorgulamaktır. Kişileri tartışarak sonuç alamazsınız. Oruçoğlu en nihayetinde bir insandır, yanlış yapar, suç da işleyebilir. Yalnız adaletin terazisini şaşırmamak, deyim yerindeyse at izi ile it izini birbirine karıştırmamak gerekir.

Onu sevenler kadar sevmeyenler de var. Tam da olması gerektiği gibi. Sözünü sakınmayan mert insanların durumu böyledir. Sevmeyenlerin kendilerine göre belki haklı nedenleri de vardır, asla kesinlikle yoktur diyemem.

Oruçoğlu'nun son sözleri güçlü bir tepkiyle karşılandı. Kimisi sözleri itici ve incitici buldu. Bunu anlayabiliyorum. Lakin daha çok, onu kıskananların, siyasi kin güdenlerin, onun üzerinden harekete öfke kusmak isteyenlerin, şovenlerin, ahlakçıların ve daha çok aslında ne düşündüğünü kendisi bile bilmeyen salt tepkicilerin mesajları kapladı ortalığı. Sosyal medyanın doğru kullanıldığında ne kadar faydalı ancak aynı zamanda potansiyel sonuçları bakımdan ne kadar tehlikeli ve tekinsiz bir yer olduğuna da tanıklık ettik.

Oruçoğlu'yla şahsi tanışıklığım yoktur. Ne yüzyüze görüştüm ne de yazıştım. Bir merhabam dahi olmadı şimdiye kadar. Onu yalnız eserleriyle tanıdım. Lakin sosyal medyada yazılan küfürler doğrusu benim bile ağrıma gitti. Gerçeği, hangi vicdanlı insanın ağrına gitmez ki? Her neyse...

Ben ilk gençlik yıllarımda tanıştım Oruçoğlu ile. Çoğu kişinin aksine Tohum ile değil Mengene ile. Mengene'deki şaşkınlığımı, gerilimimi, şokumu anlatamam. Mengene'yi, Tohum, Gül Demir ve Çığlık izledi. Sonuç olarak bir yıldan az bir sürede Grizu'lar hariç Oruçoğlu külliyatını hatmetmiş oldum. Grizu'ları hâlâ okumadım. Eserlerin hepsi zihin dünyamı radikal şekilde alt üst eden, bana daha fazla okuma şevki sağlayan nitelikteydi. Sonuç olarak ne mi oldu? Hapishanedeki arkadaşların ihtiyacı üzerine hiç tereddütsüz kitaplarımı Meral Yakar Kitaplığına bağışladım. Şu anda elimde bir tane bile Oruçoğlu kitabı yoktur.

Sözü bağlarken şunları söylemek istiyorum; Oruçoğlu elbette bir edebiyat tanrısı değil. Eleştirilecek yanları vardır ancak çok sayıda insanın devrimci değerleri, hem de en çıplak haliyle tanımasında büyük katkısı olmuş bir yazardır. Aktif mücadele yılları bir yana sadece bu yönüyle bile bir değerdir. Eserlerinde özgün bir yazın tarzı inşa etmiştir. Öyle ki, sonraları eline kalem alan çoğu kimsenin eserlerinde bariz şekilde izlenir bir etki bırakmıştır. Yanlış anlaşılmasın, niyetim onu övmek değil, hem ihtiyacı yok hem de haddim değil.

Velhasıl; sizi bilmem ama ben, Oruçoğlu'nun Tohum'u, Uçurum Geyikleri'ni, Gül Demir ve Çığlık'ı, Brunswick Delileri'ni, Çıplak ve Özgür'ü yazan ellerinden öperim, fırsatını bulursam yanaklarından da öperim.