PİRAMİT/ Halil Doğan

Muzaffer Oruçoğlu edebiyatın gelişim tarihini bir piramite benzetmektedir.Bu piramit üstüste üç bölümden oluşmaktadır.Piramidin alt bölümünü mitolojiler,orta bölümünü destanlar ve en üst bölümünü bugünkü edebiyat oluşturmaktadır.
Bu piramidal gelişme elbet insanın gittikçe beyin olarak,özellikle beynin cortex(kabuk)kısmının gelişmesi ile paralleldir.İnsan beyninin yorum kabiliyeti kabuğun diğer kısımlar arasında ilişki kurma yeteneği ile ortaya çıkmıştır,yani insanı diğer tüm memeli hayvanlardan ayıran özelliği bu bölümün gelişmesi ile olmuştur.Cortex diğer memeli hayvanlarda zayıftır,konuşma kabiliyeti olmadığından hayvanın ne düzeyde yorum yaptığı anlaşılamıyor.
Bugün evcil bir köpeğe "I love you"dedirten,köpeğin eline kalemi monte edip adını yazdırtan insan canlının kortikal gelişmesine güvenerek işe başlamaktadır.Büyük ihtimalle insan ile beraber yaşayan veya yaşamayan canlıların bazıları zamanla konuşacak,teknolojik gelişmelere insan ile beraber iştirak edecektir.
Doğal olarak insan beyni zayıf olduğu dönemde kendisinin nasıl var olduğu,içinde bulunduğu coğrafyanın nereden türediği soracağı ilk sorular olacaktı.Bugünkü insana gülünç ve eğlendirici gelen mitolojik açıklamalar kendi zamanında insanın insan ile kavgasına sebep olmuşlardır.Varoluşunu ilk dayandırdığı güç semavi bir güç değil,güneş,dağ,deniz gibi coğrafik yapılardır.Biraz daha beyni geliştiğinde bu sefer yer altında bulunan görmediği güçleri yaratıcı olarak ileri sürmüştür.Daha ileri gelişmede nesnel varlıkları terk etmiş,gözle görülmeyen yaratıcıları keşfetmiştir.
Yazının tarihi,konuşmanın tarihi,dinlerin tarihi tüm detayları ile araştırıldığında özdeş sonuçlara varılır.İlk yazılar resimlerden oluşmaktadır.Yazı insanın gördüğünü çizmesi ile başlamıştır,tıpkı mitolojilerin ortaya çıkışı gibi coğrafik nesneleri taklit etme şeklindedir.
İnsan beyni gördüğü şeylere başlangıçta ayna görevini görmüş,geliştikçe bu aynanın işi bitmiş,soyut tanımlamalara dönmüş.Biz Kürtçe eşeğe ker diyoruz.Bu eşeğin zırlarken çıkardığı sese uygun bir isimlendirmedir,çok daha somuttur.Ve elbet kürtçenin orijinalitesinin bir ıspatıdır.Ancak ingilizce donkey,almanca Esel,türkçe eşek tanımlamaları biraz daha soyut şekil almışlardır.Düzce de bir akıl hastasına senin sermayen nedir diye sordum,"bende 10 dene gulu gulu var"cevabını verdi.Hindiyi gulu gulu olarak tarif etme elbet çıkardığı ses ile onu taklit ederek tanımlamadır.
Bundan dolayı edebiyat insanın geçirdiği evrimi anlamak için kullanılacak bir malzemeden başka bir şey değildir.Kişinin içinde bulunduğu toplumun geçirdiği evrimi anlama yoludur.Bugünkü edebiyat doğayı tanımlarken üst düzeyde evrim geçirmiş soyut tanımlamaları kullanmaktadır.Demek ki insan beyni taklidi terk etmiş,kendisine spesifik yöntem geliştirmiş.
Dinler insan beyninin geçirdiği evrimin bir aşamasını tanımlar.Dinlerin öne sürdüğü mitolojik açıklamaları kim farkına vardıysa cezalandırılmış,çünkü fark eden beyin kendisine sunulan soyut tanımlamaları ret etmiş,mitin içeriğini kendi soyut düşüncesi ile değerlendirmiştir.Onun soyut kavramlar ile açıkladığı nesnel gerçeklik oluşmuş tüm toplumsal dengeyi rahatsız etmiştir.Gelişmiş beynin cezalandırılması dini bir yatırımdan ziyade pskososyal denge içindeki huzuru bozmadan kaynaklanmıştır.