Ne okusak: Beş kitap önerisi



Kitap raflarının karşısına geçip “Ne okusam?” diye düşünmek gündelik hayatın karmaşasından ve hızından kaçmak için yerinde ve keyif veren bir faaliyet. Ama kitapların çeşitliliği karşısında kararsız kalmamak elde değil. Kabul etmek lazım: Bir kitapta karar kılmak zor iş!

Diken bu hafta beş kitaba dikkatinizi çekiyor. Karar sizin. Şimdiden iyi okumalar.
Reklam

Tekniğin dansı: ‘Ufak Yangınlar’

Celeste Ng, çev. Su Akaydın, Yabancı Kitap, 328 sayfa.

‘Sana Söylemediğim Her Şey’ kitabıyla birçok ödüle layık görülen Asya kökenli ABD’li yazar Celeste Ng, ‘Ufak Yangınlar’da yanan bir evin gizemi etrafında kurulan bir annelik ve ahlak öyküsü sunuyor.

Alışılandan çok daha fazla karaktere, farklı bakış açılarına odaklanan bu kitap, aslında üç aşamadan oluşuyor ve nihayetinde üç hikaye bir döngüyü tamamlıyor.
Reklam
Bir felsefe girişimi: ‘Hayvanların Tarihi’

Oxana Timofeeva, çev. Barış Engin Aksoy, Kolektif Kitap, 230 sayfa.

Hayvanları hep evcilleştirilmiş halleriyle tanıyoruz. Hayvanlar hakkında bildiğimiz şeyler de genel olarak biyolojiye dayalı. Peki ya hayvanlar üzerine bir felsefi anlayış kurulabilir mi? Oxana Timofeeva ‘Hayvanların Tarihi’nde felsefe tarihini hayvanların tarihi olarak okumayı öneriyor.

Hayvan sevgisinden yola çıkan akademisyen, Aristotales’ten yola çıkıp Deleuze’e kadar uzanıyor.
Çocukluğa geri dönüş: ‘Gücenmedim Dersem Yalan Olur’

Başak Buğday, İthaki Yayınları, 280 sayfa.

‘Ihlamur Günlükleri’ndeki aforizmalarıyla tanınan Başak Buğday’dan bir ilk kitap. Okurların nezdinde çocukluğuna inmeye çabalayan yazar, altın günlerindeki kısırın gücüne, karne hediyesi bisiklete atlayıp evden kaçılabileceğine, mahallenin en uzak köşesinin büyüsüne kapılanlara odaklanıyor.

Mahallede geçen bir aşk hikayesinden yola çıkan yazar nostalji duygusunun peşinde.
Felsefe gündelik sorunlara değinirse: ‘Nietzsche Bu İşe Ne Derdi?’

Marcus Weeks, çev. Elif Okan Gezmiş, Devrim Çetinkasap, İş Bankası Kültür Yayınları, 192 sayfa.

Felsefe tarihinde yer etmiş Alman filozof Friedrich Nietzsche, bu sefer bize anlaşılmaz teoriler sunmak yerine hızlandırılmış felsefe dersleri vermeye başlıyor. Ancak bu dersler okulda gördüğümüz cinsten değil.

Marcus Weeks, gündelik hayatın sorunlarını felsefecilerin nasıl ele alacağını eğlenceli bir biçimde tartışıyor.
Bir işçi sınıfı romanı: ‘Grizu’

Muzaffer Oruçoğlu, Belge Yayınları, 496 sayfa.

Türkiye iş cinayetleriyle anılan bir ülke. Soma faciası asla unutulmayacak. Muzaffer Oruçoğlu’nun roman serisi ‘Grizu’ da Türkiye’nin farklı yerlerinde işçilerin neler çektiğini saha çalışmasına dayanan veriler temelinde romanlaştırıyor.

Bir işçi sınıfı romanı olan kitap, aynı zamanda yakın dönem Türkiye tarihini şekillendiren önemli olaylara da işçi sınıfı perspektifinden ışık tutuyor.