YÜZÜ SIR OLANLARIN RESMİ

Şimdiye kadar toplam yedi ülkede, kırktan fazla kişisel resim sergisi açan Muzaffer Oruçoğlu'nun, daha önce Karşı Sanat Merkezi'nde yapılan sergisi Türkiye'de üçüncü kez 7-23 Eylül tarihleri arasında Diyarbakır Sanat Merkezi'nde açılacak.Karışık teknik, akrilik, yağlıboya ve kes-yap (kolaj), pastel gibi malzemeyle ve tarzlarda çalışan Oruçoğlu'nun bu sergisinde 1. ve 2. dönemine ait resimleri yer alacak.HAYAL DÜNYASINA YOLCULUKKonuları parçalanma, yabancılaşma, göçmenlik, işsizlik, kriz ve kargaşa gibi insana dair sorunlardan oluşan bu resimler, Oruçoğlu'nun, gerçeküstücü, dışavurumcu bir atmosfere adım atışını da gösteriyor. Bu resimler, Avrupa ve Avustralya'da dolaşan bir siyasal göçmenin hayata bakışını, ruh halini, stil ve renk dünyasını anlamak açısından da önemli.Sergi kapsamında ayrıca Ertuğrul Kürkçü'nün konuşmacı olarak yer alacağı "Sanat ve Siyaset" adlı bir de söyleşi yapılacak. 18.30'daki söyleşinin ardından 19.30'da açılış kokteyli gerçekleştirilecek.Muzaffer Oruçoğlu, resimleri hakkında şöyle diyor: "Eylemini veya eserlerini bırakıp giden ama yüzü bizim için sır olan Dede Korkut, Baba İshak, Şeyh Bedreddin, Kay-gusuz Abdal, Kazak Abdal, Şeyh Şamil gibi beni hayal dünyasına götüren insanları çizdim. Ruhumu sınırlayan şeylerden hep kaçtım. Saygıdeğer bir hayvan olduğu için, birinci dönemimde bol bol eşek çizdim. Keşke eşeği değil de anırışı çizseydim. Yeryüzünü uyaran büyük acı, o anırıştadır. Bilinç, tüm gücüyle, yeteneği, rüyayı, arzuyu, dehayı, cinneti, içgüdüyü yanına alarak, resme neden dönüşmesin ki. Bu olmaksızın, resmin, her çeşit sosyal kalıba, önyargılara, mantıki olana, ahlaka, tarihe derinlemesine saldırısı nasıl mümkün olabilir ki? Oruçoğlu'nun bir de önerisi var: "Komünist partilere üyelik başvurusunda bulunanların partiye, iyi veya kötü, yaptıkları birer resimle birlikte girmeleri şartı tüzüklere eklensin. Ve ayrıca, Aborjinleri örnek alarak, kuracakları sistemlerde, tüm halkın yaygın bir şekilde resim yapmasını bir yaşam tarzı haline getirmeyi programlarında belirtsin bu partiler."68 LİDERLERİNDEN...Muzaffer Oruçoğlu kesin olmayan bir tarihte, Kars'ın Göle kazasına bağlı Büyük Zavot köyünde doğdu. Köyünde ilkokul olmadığı için ilkokulun ilk üç yılını komşu köyün (Küçük Zavot) okulunda, bir yılını kendi köyünde, son yılını da Kars'ta okudu. Kars Ortaokulu'nu bitirdikten sonra, öğretmen okulu sınavlarını kazanarak Rize Öğretmen Okulu'na, iki yıl sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na gitti. Bu yatılı okulun hazırlık lisesini bitirerek Fen Fakültesi Matematik Astronomi Bölümü'ne girdi. 68 döneminin önderlerinden oldu. 1973 'te İstanbul'da yakalandı ve ömürboyu hapse mahkûm edildi. Günlerini şiir ve roman yazarak geçirdi. 13 yıl yattıktan sonra askere gönderildi. Askerden 40 gün sonra, Mayıs 1986'da Yunanistan'a kaçtı. Fransa'da iltica etti. Yeniden roman yazmaya ve resim yapmaya başladı. Çeşidi dergilerde ve çeşidi konularda makaleleri yayınlandı. 1988'de evlenerek Avustralya'ya yerleşti. Bu kıtada ilkin iki yıllık resim ve heykel kolejini (Greensborough TAFE COLLEGE - NMIT) bitirdi. Daha sonra Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü'ne (RMIT) bağlı, PUBLIC ART bölümünde üç yıl resim ve heykel eğitimi aldı. Şimdiye kadar toplam 7 ülkede kırktan fazla kişisel resim sergisi açtı. 13'ü roman, 7'si şiir, 2'si masal olmak üzere değişik türlerden 28 kitabı yayımlandı. Halen roman yazıyor ve Avustralya'da yaşıyor.